Efendimiz (sav)’in doğru sözlülüğüne, dürüstlüğüne, emanete riayet ettiğine ve emin bir kişiliğe sahip olduğuna kendisine inanan veya inanmayan her kesin bu konuda en küçük bir tereddütleri bile olmamıştır. Çünkü Efendimiz (sav) peygamberlik öncesi ve sonrasında inanç ve davranışlarıyla peygamberi bir ahlak ve fazilet örneği göstermiş, insanların güvenini kazanmıştır. Efendimiz (sav) peygamber olmadan önce hiçbir zaman doğruluktan ayrılmamış, hiç kimsenin emanetine ihanet etmemiş, yaşadığı toplumun en iyisi, en dürüstü ve en emin olanı olarak herkesin güvenini kazanmış ve “Muhammedu’l-Emin” (Güvenilir Muhammed) sıfatını almıştır.
Efendimiz (sav) henüz 12 yaşlarında iken amcası Ebu Talip ile birlikte ticaret hayatına atılmış ve 35 yaşlarına kadar devam etmiştir. Genç yaşlarda atıldığı ticaret hayatında dürüstlüğü ile temayüz etmiş ve alışveriş yaptığı kişilere tam bir güven aşılamıştır. Onları hiçbir zaman üzmemiş, incitmemiş, zarar verecek davranışta bulunmamış, aksine dürüstlüğü ve güzel ahlakıyla kendisine hayran bırakmıştır. Nitekim Efendimiz (sav)’in ticaretteki dürüstlüğü ve güvenirliği zengin ve şerefli bir hanım olan Hz. Hatice annemizin dikkatini çekmiş ve O’na(sav) ticarette ortaklık teklif etmiştir. Daha sonra güvenirliği, insani konulardaki erdemliği, güzel ahlakından dolayı evlilik teklif etmiş ve evlilik gerçekleşmiştir.
Efendimiz (sav) ticaret hayatının taşımış olduğu çok yönlü emanet sorumluluğunu hakkında ümmetini bir çok defasında uyarmıştır. Alışverişlerde Müslümanların helal ve harama son derece dikkat etmelerini ve kazançlarına haram katmamaları gerektiğini bir çok hadisiyle ifade etmiştir. Ticaretini helal ve temiz bir biçimde yapanları müjdelemiştir. Bir hadisinde; “Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir olan tacir, nebiler, sıdıklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizi, İbn Mace) Buyurmuştur. Efendimiz (sav) ticaretine zerre kadar hile karıştırmamış, bu konuda Müslümanları uyarmış, hile yapanları da kınamıştır. Efendimiz (sav) pazarda bir ekin yığınının içine elini daldırmış ve parmaklarına ıslaklık dokunmuştur. Bunun üzerine: “Ey ekin sahibi! Bu ne?” diye kızmış. Ekin sahibi: “Ona yağmur isabet etti ya Resulallah!” dediğinde Efendimiz (sav): “ıslak kısımları insanlar görsün diye ekinin üstüne koysaydın ya! Bizi aldatan bizden değildir” buyurur.(Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)
Efendimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir, hiç kimsenin hakkını başkalarına yedirmemiştir, haksız taraf çok güçlü olsa bile haklı tarafı savunmaktan vazgeçmemiştir, haksızlığa fırsat vermemiştir.
Kureyş’li kabileler arasında binası yıpranan Kabe’yi tamir ettikten sonra Hacerul-Esved’in yerine konulmasına sırasında anlaşmazlık çıkar, tatsızlık büyür ve ölünceye kadar çarpışmak üzere anlaşma yaparlar. Kureyş’lilerin en yaşlısı olan Ebu Umeyye b.Mugire, Kabe’de toplanan halkına şöyle seslenir: “Ey kureyş cemaati! Aranızda anlaşmazlık için, mescidin şu kapısından ilk girecek olanı, aranızda hakem yapınız. Aranızdakini o halletsin.” diyerek Beni Şeybe kapısını işaret eder. Kureyş’lilerde razı olduklarını ve hakemin vereceği hükme uyacaklarını beyan ederler. O sırada Beni Şeybe kapısından içeri ilk giren Efendimiz (sav) olur. Kureyş’liler O’nu(sav) görür görmez: “İşte, el-Emin! Razıyız O’na(sav) derler…Bunun üzerine Efendimiz (sav) bir örtü isteyerek Haceru’l-Esved’i eliyle örtünün üstüne koyar ve dört kabileden birer adam isteyerek örtünün birer ucundan tutmalarını ve sonra hep birden örtüyü yukarı kaldırmalarını ister. Efendimiz (sav) örtünün Hacerü’l-Esved’i koyacağı yerin hizasına geldiğinde örtünün içinden alıp, kendi eliyle yerine yerleştirir. Efendimiz (sav) hakem yapılırken Kureyş’lilerin en yaşlısı değildi, en zengini de değildi. Ama onların en iyisi ve en güvenilir olanıydı. Çünkü o doğru sözlüydü, verdiği sözü mutlaka yerine getirirdi, yerine getiremeyeceği sözü vermezdi, emaneti gözü gibi korur, eksiksiz yerine teslim ederdi.
“Sen, önce en yakın akrabalarının inzar et” (Şuara, 26/214) ayeti inince Efendimiz (sav) kavmini uyarmak için harekete geçer. Mekke’de haber yayılır. Efendimiz (sav) Safa tepesinde insanlara hitap edecektir. Ve Efendimiz (sav) şöyle seslenir: “Ben size şu dağın arkasında size karşı hazırlanan bir ordu var desem bana inanır mısınız?” Diye sorduğunda; hepsi: “Evet , çünkü senden hiç yalan söz işitmedik .” diyerek O’nun(sav) doğruluğunu onaylamışlardır.
Mekke’li müşriklerin Efendimiz (sav)’i çok iyi tanıyorlardı. O’nun(sav) ne kadar iyi, ne kadar dürüst, ne kadar yardımsever ve ne kadar güvenilir olduğunu çok iyi bildikleri halde hırslarına engel olamamışlardı ve Efendimiz (sav)’i ortadan kaldırmak istiyorlardı. Ortadan kaldırma planının yapıldığı gün Efendimiz (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicret etmesine, Allah(cc) tarafından izin verilmiş ve Efendimiz (sav) Hz. Ebu Bekir ile beraber Mekke’deki evinden çıkıp Medine’ye doğru yola çıkmıştır. Hicretinden önce Hz. Ali’ye o gece sabah olduğunda Mekke’lilere ait olan emanetleri sahiplerine teslim etmesini söyler. Efendimiz (sav) kendisini öldürmeye kast ettikleri bir zamanda bile Mekke’lilere ait emanetlere el sürmüyor, sahiplerine iade edilmesini istiyordu.
O(sav) Allah katında tek din olan İslam Peygamberiydi, başka şekilde davranamazdı… O(sav) Muhammedü’l-Emin idi…
Yücel ULUIŞIK