Ecmel.Net-YÜCEL ULUIŞIK ...

Bloglar / Kategorilerden Bağımsız

Blogları Arşivle Son 20 Yorum
Eki`11
2
Dünya Evindeyim...
Genel

Yorumlar(1)


Evlilik; “ben” ile “sen” tanımının tekil hale gelmesi ve iki “ben”den bir “sen” çıkmasıdır. Allah’a yolculuktur evlilik. Susamışlara su… Çünkü “Allah rızası” dairesinde yapılan bir evlilik her türlü mutsuzluktan ve sıkıntıdan uzaktır. Koruma altındadır. Şimdi içinizden birileri çıkıp “Olur mu bire adam. Biz de kılıyoruz hanımla namazı niyazı, ama daha mutluluk bizim eve uğramadı” diyebilir. Doğru. Benim bahsettiğim sözle olan değil, candan olan bir “Allah rızası” zaten. Yani kadınını Allah’ın bir emanet kuşu bilip, öyle muamele etmenin ve erkeğini itaate en layık olanlardan görmenin diğer adı. Yani hanımlar eşlerine itaat ve huzuru temin adına nasıl görevlilerse, beyler de hanımlarının kendilerine “Allah’ın bir emaneti” olduğu hakikatini göz ardı etmemekle vazifeli. Erkekler, emaneti en güzel şekilde, imtina ile muhafaza adına azami gayret gösterme çabası içerisinde olabilmeliler. Evlilik işte o zaman bir tanıma kavuşabilir ve ismine ancak o zaman “mutluluk” konabilir.

Kiminle evlenileceğin ezelde muayyen olup, hiçbir surette değişmeyeceğini hatta,Ashab-ı Kiram’dan bir zatın Peygamberimize (s.a.v.):
“Falan kadınla evlenmek istiyorum, dua buyurun.” demesi uzerine:“Eğer sana, İsrafil, Mikail, Cebrail, ve Hamele-i Arş, (A.S.) dua etse,aralarında Ben de bulunsam,gene sen ancak senin için yazılan kadınla evlenirdin.”(Ramuz:357/9)  diyerek bu hakikate işaret ettiğini biliyor muydunuz?
Uzun süren dualarıma cevap geldi, Rabbimin benim için yazdığı emaneti ile kavuştum... 2 Ekim 2011 pazar gecesi dualarla dünya evine girdim...
Dualarınızı eksik etmeyin inşAllah...

Yücel-Leyla ULUIŞIK

Haz`11
9
1′e 10...
Kıssalar-Hikayeler

Yorumlar(0)



Bir gün iki kişi, Râbia-tül Adeviyye’yi ziyârete geldiler. İkisi de açtı. “Yemeği helâldir” diye içlerinden yemek yemek geçti. O anda kapıya biri gelerek, Allah rızâsı için bir şeyler istedi. Râbia hazretleri evdeki iki ekmeğini buna verdi. Gelen sevinerek gitti. Bir saat kadar sonra bir kişi kucağında bir yığın ekmekle geldi. Râbia hazretleri ekmekleri saydı. On sekiz ekmek vardı.

Dedi ki:

Ekmekler yirmi olsa gerektir.

Ekmeği getiren, ikisini saklamıştı. Çıkarıp iki ekmeği de verdi. Oradakiler hayretle sordular.
-Bu ne sırdır? Biz senin ekmeğini yemeye gelmiştik. Önümüze koyacağın ekmekleri kapıya gelene verdin. Ardından ekmek geldi. Eksik olduğunu söyledin.

Cevâbında şöyle buyurdu:

 -Siz ikiniz gelince karnınızın aç olduğunu anladım. Önünüze koyacağım o iki ekmeği kapıya gelene verdim. Allahü teâlâdan bu ekmeklerin misâfirlerin karnını doyuramayacağını, bunun için bir yerine on vermesini istedim. Çünkü Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde* bire on vereceğini bildiriyor. Ben O’nun bu vâdine güvendim. İki ekmek yerine yirmi ekmek geleceğini bildiğim için de ekmeklerin noksan olduğunu söyledim.

 

*”Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır.

Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır

ve onlara zulmedilmez.”

 

En’am Suresi, 160


Haz`11
9
Hep O’dur. Hep O’ndandır...
Kıssalar-Hikayeler

Yorumlar(0)



Mevlana, bir gün oğlu Bahaeddin’i sıkıntılı görür.
Eğitimci bir baba ve ruh terbiyecisi olarak hemen harekete geçer.
Gerisini oğlu Bahaeddin şöyle anlatıyor:
Bir gün bana büyük bir ruh bezginliği ve iç sıkıntısı geldi.

Beni bezgin ve sıkıntılı gören babam sordu:
 “Birinden mi incindin? Niçin böyle sıkıldın?”
Ben de “Bilmiyorum, bu ne haldir…” dedim.
 
Babam ayağa kalktı ve yan odaya girdi. Biraz sonra bir kurt postunu başına geçirerek yanıma geldi ve çocukları eğlendirmek için yaptığı gibi “Buu.. Bu.. Buuuu!” diye sesler çıkarmaya başladı. Babamın bu hareketine çok güldüm. Onu bana karşı böyle görmek, beni anlatılamayacak kadar neşelendirmiş ve güldürmüştü.
Babam: ” Bahaeddin, eğer latif bir sevgili sana sıkı sıkıya bağlansa, daima senle şaka şenlik etse ve sonra birdenbire yüzünün şeklini değiştirip yanına gelse de sana “bu bu buu” dese ondan hiç korkar mısın? ” dedi.

Ben de “Hayır, korkmam.” dedim.

Bunun üzerine buyurdu ki:

“Seni sevindiren, seni sevinç ve neşe içinde tutan sevgili, seni üzen ve kendisinden sıkıntı duyduğun aynı sevgilidir. Hep O’dur. Hep O’ndandır. O halde niçin boş yere üzgün duruyor, sıkıntının elinde aciz kalıyorsun? İçinde sıkıntı görünce onun çaresine bak; çünkü dalların hepsi aynı kökten biter. İçinde genişlik, ferahlık görünce de ona su ver. Kalp ferahlığının verdiği meyveyi de dostlara ve ahbaplara sun!”

 

Aşk Çağlayanı Mevlana / V. Vakkasoğlu


Haz`11
9
Kendimi Sana Feda Ederim, dedi...
Kıssalar-Hikayeler

Yorumlar(0)



Ebu Talip Mekkî (r.a) anlatıyor:


Allah Teala’ ya aşık bir veli vardı, bütün malını mülkünü ve canını Allah yoluna adamıştı.
Her nesi varsa Allah için harcıyor, geride hiçbir şey bırakmıyordu. Kendisine:
“Senin bu muhabbetinin sebebi nedir? diye sorulduğunda;
“İki insan gördüm aralarında konuşuyorlardı. Onlardan işittiğim sözler, beni bu hale sevk etti”
dedi. Tanıdıkları: “Ne işittin?” diye sordular.
Aşık şunları anlattı:
“Sevdiğiyle baş başa kalan birisi sevgilisine:
Allah’a yemin ederim ki, ben seni bütün kalbimle seviyorum, sen ise benden yüz çeviriyorsun..” dedi.
Bunun üzerine sevgilisi:
“ Beni gerçekten seviyorsan, benim için ne vereceksin? diye sordu. O da:
“ Sahip olduğum bütün malımı mülkümü sana veririm. Ayrıca son nefesime kadar da hizmetinde bulunur, kendimi sana feda ederim.” dedi. İşte o zaman ben:
“Bir insan kendisi gibi bir insanı bu kadar sever ve her şeyini onun hizmetine feda ederse, ya bir kulun yüce yaratıcısına ve Mabuduna karşı sevgisi nasıl olmalı?” diye düşündüm..
Ve ben de her şeyimi yüce Allah’a feda ettim…
 
Kûtü’l Kulûb, Kalplerin Azığı 3/223


Haz`11
6
Avuçlarına Konsa Bûselerim…
Ey Nebi...

Yorumlar(0)



Gözlerimi yumsam açsam Asr-ı saadete, gezinse ruhum hüznün Mekke’sinde… Âmine’nin yetimi, kâinâtın serveri, Allah’ın habibinin minicik avuçlarına konsa bûselerim…

Hazret-i Halime olsam, kucaklasam kâinâtın incisini, yürek evime O’nun hürmetine yağsa Allah’ın bereketi…

Sa’d oğullarının kupkuru toprağı olsam, O’nun işaretiyle yağan yağm…urda yıkansam. Mekke’yi O’nunla dolaşsam; ağaçların, taşların “Esselâmu Aleykum Ya Rasûlallâh!” nidâsını duyuversem…

Çalsam Haticetu’l-Kübra anamın kapısını, açsa usulca… Soruversem Allah’ın Rasûlü’ne olan muhabbetini…

Kızlarına olan şefkatini, Hazret-i Fâtıma gelse anlatsa… O zor günleri… “Babacığımın üzerine deve işkembesi döktüler, dayanamadım, ağladım ve temizledim” dese; onun gözyaşlarına ortak oluverse gözyaşlarım…

Taif’te taşlanırken Zeyd olup siper oluverse tüm benliğim… Merhametle duâ ederken “Âmin!” deyiversem…

Bir kum tanesi olsam, Mîrâc’a çıkarken yapışsam mübârek ayaklarına… Hiç bırakmasam ve şâhid oluversem, kimsenin şâhid olamadığı sırlara…

Ebûbekir olsam, “sadakte” diyebilsem, özümle, sözümle, yaşantımla…

Bir bulut olsam, onunla hicret etsem; hüzün şehrinden nur diyarına…

Ebû Eyyûb’un kapısının eşiği olsam, her geçişte öpsem O’nun kadem-i pâkini… Ayağının tozuyla şereflensem, onunla süslenip, ziynetlensem.

Ashab-ı Suffe’de yarı aç, yarı çıplak geçse günlerim; O’nun hâliyle hâllenebilsem…

Hudeybiye’de yanıbaşında olup, gönlünden her geçen muradına Allah için biat ediversem.

Açmasam gözlerimi “ümmetim” demeden… Kendimi mescidin direklerine bağlasam, O çözse bağlarımı, prangalarımı…

Ey Dürr-i Yektâ, Muhammedü’l-Mustafa… Sallallâhu aleyhi ve sellem.

Ağlayıversem, “çok özledim, hasretim!” desem… Acaba ümmetliğine kabul eder misin beni?!..

“Salât ve selâm; sana, ailene ve ashabına…” diye muhabbet, itaat ve teslimiyetimi sunsam, ve o billur sesinle “Âmin!” dediğini duyuversem!..

İşte o ân doğup batan güneş, benden bahtiyar kimseye doğmamıştır, ey İki cihan serveri…


Mehtap Bahar


Toplam 134 Blog, 27 Sayfada Gösterilmektedir.
[1] 2 3 4 5 6 » »»

Facebook


Duyuru

s.a.
*Blogumuzda yayınlanmasını istediğiniz yazılar veya yazılarınız var ise, mail yoluyla gönderebilirsiniz.
mail: yucelsefa@hotmail.com.tr

Ana Menü

Kategoriler

Esma-ül Hüsna

Bir Hadis

"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.

Kudsi-Hadis

Cenab-ı Hak buyurdu:"Salih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duyup işitmediği ve hiçbir beşerin hatırına gelmediği şeyi yani mükâfatı hazırladım."

Hikmetli Sözler

İnsan dünyayı zapteder ama dilini zaptedemez.(Mevlana)

Takvim

« Mayıs - 2012

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 523128
 Sitede Aktif: 1
 Ip: 38.107.179.233
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 25
 Toplam Blog: 643
 Toplam Yorum: 297
 Toplam Resim: 79
 Toplam Hadis: 219
 Toplam Sayac: 582135

Küçük_Lugat

A  B  C  Ç  D  E  F  G  H  I  İ 
J  K  L  M  N  O  Ö  P  R  S  Ş 
T  U  Ü  V  Y  Z 

Siteler

istatistikci.com
Grup Bahar
tasavvufalemi
Herkul.org
Anadolu Gençlik
AGD-İlkadım
Taha Pınar
Kıble Yönü
Zaman Gazetesi
Sızıntı Dergisi
Nur Penceresi
Funfairone

Müzik

Yardım Dernekleri


2008 | iletisim: yucelsefa@hotmail.com.tr | M@iL_Giriş | Yorumlar | Bloglar | Web Stats